Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de […]
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî’ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak istediklerini belirttiler,
Şems-i Tebrîzî;
-Sorun! buyurdu.
İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı.
Sormaya başladı:
-Allah var dersiniz, ama […]
Allahü teâlâ, peygamberi Musa aleyhisselâma hitap edip
“(Ey Musa! Filân mahallede, bizim dostlarımızdan biri vefât etti. Git onun işini gör. Sen gitmezsen, bizim rahmetimiz onun işini görür) buyurdu.
Hazret-i Musa, emir olunduğu mahalleye gitti.
Oradakilere:
- Bu gece, burada, Allahü teâlânın dostlarından biri vefât etti mi? diye sorunca:
- Ey Allahın peygamberi! Allahü teâlânın dostlarından hiç kimse vefât etmedi. Ama, […]
İlk zamanlarda lanetlik şeytan insanlar arasında öz çehresiyle serbestçe dolaşabiliyordu.
Bir gün gerçek mü’minlerden biri yanına yaklaşarak şeytanı denemek istedi.
Mü’min, “Ey Şeytan, ben seni çok seviyorum. Aynı senin gibi olmak için ne yapmak gerek? Bana söyler misin?” diye söze girişti. lanetlik şeytan bir av yakaladığından emin söze başladı.
Önce, “Hayret!” dedi. “Bugüne kadar benim gibi olmak isteyen […]
Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede… Hz. Ömer’in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer’in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah […]
Bereket yok oldu, geçim zorlaştı Merhamet kalmadı, kalpler körleşti Kimisi hırlaştı, kimi horlaştı Yaşarız kıyamet arefesinde Bütün kötülükler rücü ettiler Müslümana şucu bucu dediler Terörist dediler, öcü dediler Şaşarız kıyamet arefesinde İşten atılırsın dindarsın diye Çünkü o çalamaz sen varsın diye Bir aciz peşinde kurtarsın diye Koşarız kıyamet arefesinde Rehber kör olunca yoldan çıkarız Asarız, […]
Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki;
“Kim bir günde YÜZ kere SUPHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ derse hataları dökülür.Hatta denizlerin köpüğü kadar çok olsa bile.”buyurmuştur.
Yine efendimiz (s.a.v) ;
“Kim sabah akşam YÜZ kere SUPHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ derse kıyamet gününde hiç kimse ondan daha faziletlisi ile gelmez.Ancak aynısı veya daha fazlasını söyleyen kimse hariç.”Buyurmuştur.
Bir Müslümanın bunları yapması 5 dakikasını almaz […]
Kur’an’ın okunduğu yerde melekler ve temiz ruhlar da hazır bulunur. Tilavet olunan her bir harf bir hava zerreciğinin içini doldurup atmosferin uhrevîleşmesine vesile olur. Kur’an, okunduğu yere huzur, mutluluk ve bereket getirir. Okuyana da, dinleyene de sevinç ve tarifsiz bir huzur verir. Gam, tasa ve kederlerini dağıtır, ümitsizliklerini siler, onları manen canlı ve aktif bir […]
Kur’an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulan kavramların başında takva kavramı gelmektedir. Takva, Kur’an’da 258 defa kullanılmıştır.
Takva; “vikaye” kökünden türemiş olup sözlükte bir şeyi muhafaza etmek, korunmak, sakınmak, himaye etmek, bir şeyi ıslah edip düzene koymak gibi anlamlara gelir. Takva sahibi kimseye “muttaki” denir.
İslam terminolojisinde ise takva; kişinin kendisini Allah’ın korumasına, himayesine alarak ahirette azab […]
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli,
ona göre sevmeli Îmân’ın temeli ve en mühim alameti; hubb-u fillah ve buğd-u fillah’tır. yâni, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerinide yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemektir. (bu, yalnız kalb ile olur, kavga etmek, dövüşmek demek değildir). Sevgili Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam (sallallahü aleyhi […]